John STEİNBECK, İnci


Son zamanlarda okuduğum kitaplardan biri , "İnci"; ruhumda kırılmalar yaratan, derin derin ve acı acı düşünmeme neden olan eser.
O' nu en çok "Fareler ve İnsanlar " kitabı ile tanıyoruz; Amerikalı yazar John STEİNBECK 'in uzunca bir öykü ya da bir novella olarak tanımlayabileceğimiz sadece 101 sayfalık incecik eserinde küçük bir inci tanesi üzerinden muhteşem metaforik bir anlatımla biz, tükenmez hırsımızın acımasız kıskacındaki insanlara çok, daha çok, giderek büyüyen elde etme, hep daha fazlasına göz dikme arzumuzun hayatlarımızı nasıl bir karabasana dönüştürebileceği yalın bir dille ve bütün çıplaklığı ile anlatılıyor. Tomris UYAR'ın akıcı Türkçesi ile kütüphanelerimize konuk oluyor eser.
 
Kendi halinde bir balıkçı kasabası; Kino, karısı Juana, bebekleri Coyotito yoksul fakat sazdan küçük kulübelerinde mutlu ve huzurlu bir aile.Günün birinde ,Kino dev bir inci tanesi buluyor balıktan dönerken işte o " Uğursuz" andan itibaren mutluluk,huzur, sevgi yerini hırs, öldürme, korku, kaçma, endişe ve kedere bırakıyor.Artık Kino eski Kino değildir o , artık hayata sadece incinin pırıltısı üzerinden bakan ,hayatının anlamı sadece inci olan bir Kino'dur.
 
Bir küçük öyküden çıkarabilene büyük bir kıssa.Okurların her birinin okurken kendi yaşamlarını yorumlayabileceği hüzünlü bir öykü.
Dünyamızda " Varlık" elde etme uğruna kan dökülürken keşke bütün gözünü hırs bürümüşler okusa diye düşünmekten kendimi alamıyorum; ancak okusalar da kıssaya varabilirler mi? İşte orası meçhûl.
 
Kitap Sel Yayınlarından , çeviri Tomris Uyar ,101 sayfa.