Bir Panelin Ardından
Emek Bahçelievler Eski Dostlar Derneği'nin düzenlemiş olduğu “Birlikte Güçlenen Kadınlar” temalı panelimizi 09 Kasım cumartesi günü gerçekleştirdik.
Mevsim dönümünün yorgunluğu olmalı, birkaç gün gecikmeyle ancak bugün panel hakkında yazabilme gücünü bulabildim kendimde.
Bu sohbet toplantısına konuşmacı olarak davet edildiğimde, bundan bir süre önce üzerinde yoğunlaştığım Dinler ve Düşünce Tarihi ile ilgili ders notlarımı ve kitaplarımı masamın üzerine yayıp bilgilerimi, öğrendiklerimi gözden geçirmiştim. Kadın bağlamında elbette.
Dolayısıyla ben konumuza buradan bir pencere açmak, varoluştan başlayarak günümüze uzanan çağlar boyunca, kadının toplum içindeki yerine, değişen yaşam koşulları ile kendisine atfedilen değerlere değinmek istemiştim bu toplantıda.
Kadının zamandaki yolculuğu upuzun bir yolculuktu. Bu uzun yolculuğun izlerini satırbaşlarıyla sürmeye çalıştım konuşmamda.
“Arkaik inançlarda, özellikle tarımın keşfedildiği neolitik çağda kadın topraktı. Ve kutsaldı. O yüzdendir ki, doğuran, besleyen, büyüten, üretken tohumu yaratan toprak ve doğa kadın ile özdeşleştirilmişlerdir.
Pek çok eski medeniyette ekili tarla ile rahim, tarım ile doğum eşdeğerdir.
Çok sonraları, ilkel çağları geride bırakan kadın, toplumdaki yerinin bir başka yere everildiği dönemlere geliyordu artık. Kadın devam ediyordu yoluna.
Mağaralardan çıkılıp, yerleşik düzene geçildiğinde ilkel yaşam, mülkiyetleşme ve güçle gelen iktidar çarkını döndüren bir işleyişe dönüşmüştü. Ve bu süreçte nasıl ki doğal kaynaklar ve doğanın verdikleri endüstriyelleşme ile yerini daha suni, daha mekanik bir işleyişe bıraktıysa, kadının vericiliği, doğurganlığının kutsallığı, toplumdaki değeri de doğanın başına gelenlere benzer bir biçimde, iktidar savaşı ile dayatılan suni bir eril hakimiyete bırakmıştı yerini. İşte bu dönemde, soyun erkekten devam edeceği, soy içinde kalınarak güçlenileceği, kadınların da evlerinde oturup, soya yeni erkekler doğurup yetiştirmesi gerektiğine karar kılınmıştı. Erkeklerin şahlanma dönemi başlamış oluyordu böylelikle.”
Konu kadın olunca, kadının zamandaki yolculuğunu anlatarak katkı sunmak istemiştim toplantımıza.
Uzun konuşma metnimden kısa alıntılardı, yukarıda yazdıklarım. Ve sonunda, ülkemizde hepimizi acıtan kadın ve kız çocuklarımızın sorunlarına dair nasıl çözümler bulunabileceğini düşündük, tartıştık.
Canımızı yakan bir konu ile olsa da, mahallemizin eski, yeni dostlarıyla ve diğer konuklarımızla birlikte olmak benim için büyük mutluluktu.
O nedenle bizi bir araya getiren Dernek Başkanı’mız sevgili Baha Şen’e, emeği geçen tüm dostlara, sevgili konuklarımıza gönülden teşekkür ediyorum.