Hatırlamak Çok Güzeldir Bazen


Her şeyiyle geçen bir yılın ardından, lâvantanın mavimsi moruna kesmiş anılarım üşüşüyor düşüncelerime. Baygın esinti ile içime işleyen huzurlu rehâveti hatırlıyorum. 
Külle ovulmuşçasına parlak yıldızların simyasında, hayatlarının üzerinde top top lâvantalar açmış, kavruk, esmer yüzlü kadınların yazgılarını okumaya çalışmıştım o gece gözlerimi kırpmadan. 
Giden zamanın alı soluyorken, nerede şimdi o kadınlar, nasıllar, mutlular mı eksildiler mi benim gibi, çoğaldılar belki de. 
Kuyucak Köyü uzaklardan dokunuyor renginin sihri ile, dokunuyor ta derinlerime.
Temmuz 2022
Torosların yamaçlarında
Büyük İskender'in kenti zaptındaki o büyük savaşta bir savaş zırhının parıltısıydı belki pusların arasında, belki Attalos'un zaferinin güneşiydi bir kargının ucunda alazlanan, belki de Augustus'un kılıcındaki kan kızılı yansımalardı; tutup zamanı bir yerinden aralamıştı işte. Ve kendimi düşle, düşün içindeki gerçeği ararken buluverdim ansızın. Geçmişin upuzun dehlizlerinde soluğum kesilmiş bir hâlde ilerliyordum. Hamamı, havuzları, agorası, tapınakları, çeşmeleri, yüksek kemerli vakur yapıları ile Akdağ yamaçlarında, bulutların içine kurulmuş bu görkemli şehirde, eksiksiz bir zaman zincirinin halkaları, sesi, Antoninler Çeşmesi'nin zarifçe işlenmiş mermer sütunlarında yankılanan suyun öncesizliğinde ve sonrasızlığında deviniyordu durmamacasına. Sagalassos büyülü bir şehirdi. En büyülüsüydü gördüğüm onca ihtiyar, güngörmüş, bilge şehrin. Aklımı başımdan almıştı.
Kadınlar gördüm, Kuyucaklı kadınlar. Esmer yüzlü, kavruk kadınlardı. Işıl ışıldı gözleri, depderindi.
Lâvanta kolonyaları, lâvanta sabunları, balları, reçelleri, dondurmalarıı üzerine lâvanta çiçeği işlenmiş çuval bezinden heybeleri, duvar süsleri ile tümden lâvantanın mavimsi moruna kesmiş tezgâhlarını köyün meydanındaki geniş avlulu camiye uzanan yolda, sağlı sollu alçacık, çoğu kerpiçten evlerin, dükkânların önlerine özenle kurmuşlardı. Güleç yüzlüydü hepsi. Hepsi tatlı dilliydi, anaçtı. Misafirperverdiler.
Kim bilir kaç köy gezmiştim; sabahları, ikindileri, birbirlerinin yollarını kesen gölgelerin serin akşamlarını, şafağa doğru çoban yıldızının mahcup aydınlığını yaşamıştım.
Külle ovulmuşçasına parlak gökteki yıldızları seyrettim o gece, lâvantaların baygın esintisinde. Kapısı o güne değin hiç aralanmamış bambaşka bir evrendi köyün yıldızla dolup taşan göğü. 
Hayatlarının üzerinde top top lâvantalar açmış kadınların yazgıları gizliydi sanki yıldızların simyasında. 
Esmer, kavruk kadınlar tezgâhlarını beklerken Akdeniz'in hışımlı güneşinde ne çok yorulmuşlardı. Yatar yatmaz uyumuşlardı, bir sonraki güne güçlü olmaya. Bense uyku sersemi bir zamanın düşlerindeydim.
Beyaz geniş kumsalı, dingin mavisi ile sükûnlu bir cenneti andırıyordu Salda. Uzun uzun yürüdüm, sonra oturdum kıyısında bir süre. Daldım gittim. Bir tatlı huzur almıştım Salda'dan.
Sagalassos, Kuyucak, Salda, lâvanta tarlaları... Hayatımın üç gününü tarifsiz bir biçimde anlamlandırdılar. Eşsiz güzellikleriyle şenlendirdiler canımın çekirdeğini.
Temmuz 2021