Yaratmak, İki Kez Yaşamaktı


İnsanlar sormuşlar:

“Neden korkuyorsun, ruhumuzun Şeytan'ın eline geçmesinden mi?”

“Hayır” demiş; “ona verecek ruhunuz olmamasından.”

Sevmek

Düşünmek

Öğrenmek

Yaratmak

Dostluk kurmak

Acı çekmek

Anlamak

Affetmek

Güzelliği görmek... ruhu var ediyor, zenginleştiriyordu oysa,

Fransa’nın doğusu, Belçika sınırı, Ardenler'in eteklerinde; sivri yapraklı, sık dallı ağaçlardan gür bir orman ve ormanın kalbinde rutubetli, alçak tavanlı, yorgun bir koruganı yuva bellemiş bir asker...

Savaş ve ölüm tüm şiddetiyle ağır ağır yaklaşırken; gergin bekleyiş içinde, ormanla soluklanıp hayat bulan; kuş cıvıltılarına, rüzgârla salınan yaprakların hışırtısına, taflan kümelerine, gün batımlarının sakin kızıllığına tutunan Asteğmen Grange’ın hiķâyesinin izini sürüyordum bir süreden beri.

Roman, savaşı ardında bırakıp tekrar evlerine dönmeye çalışanların yaşama, yeni güne ve bir ormana inanabilme ihtimali üzerine içli ve sarsıcı bir anlatıydı.

Savaşlarla yitirilen ruhlar –

Şeytan’a verecek kadar bile kalmayan...

Ara ara çiseleyen yağmurun ıslattığı topraktaki tatlı sıcaklık...

Güneşin son eğik ışınları da çitin dibindeki eriğin tepesine tırmanıp söndü az önce.

İçimde bir şey var – ne tam belirleyebildiğim ne de susturabildiğim – bir tür iç sıkıntısı.

Bahar yaşlanıyor sanki.

Bu leylaki mevsim Dünya’nın günahını bağışlar mı acaba?..

2026 / 10 Mayıs –

Bir Anneler Günü daha düşüyordu takvimimden; annelik yaşamımın yansımasıyla.

12/05/2026