Yazının Kalabalık Sokaklarında Hüzünlü Bir Ansıma


“Bu mektuplar aslında sanadır sevgili arkadaşım.
Adını bile bilmediğim sana.
Öylesine yakından ve derinden tanıyoruz ki birbirimizi,
öylesine ortak bir umut ve bilinçle paylaşıyoruz ki yeryüzünü, 
yaşama öylesine inanıyoruz ki,
adını bilmesem ne çıkar?”
Bu satırlar kitaplığımdaki Onat Kutlar kitaplarımdan “Yeter ki Kararmasın...”nın girişindeki, onun, varoluştan duyduğu mutluluk ve yaşama olan güçlü inancıyla içten seslenişiydi okurlarına.
Karameke, İshak, Bahar İsyancıdır, Kül Günlükler, Gündemdeki Konu, Yeter ki Kararmasın...
Ne çok ne çok cümlenin altını çizmiş, derkenarlar düşmüşüm her birinin sayfalarına.
Toplumdaki değişim rüzgârını arkalarına almış; Dostoyevski’nin, “hepimiz Gogol’ün ‘Palto’ sundan çıktık” sözünü, kendileri için, “hepimiz Sait Faik’in ‘Alemdar’da Var Bir Yılan’ eserinden çıktık” şeklinde yorumlamış; yazın dünyamıza yön vermek için çabalamış; Türk öykücülüğünü zirveye taşımış 1950 kuşağı yazarlarının en sevdiklerimden biridir Kutlar.
Uzunca bir zamandan beri, eskilerde kalmış, bugün sadece hayali ile yaşadığım, çocukluğumun kışlarına hiç benzemeyen yabancı kışlardan birini daha uğurlamaya hazırlanırken yine de eli kulağında delimsirek bir baharın heyecanını bekliyorum Onat Kutlar gibi. Biliyorum, “Baharlar isyancıdır” hep. Kardelenler  de...
Birbirini kovalayan yıllara rağmen, umut dolu bu bekleyişin tatlı heyecanı değişmiyor içimizde asla. Değil mi ki insanız. 
Şimdi yazı masama oturmuş, 2025’in bu on bir Ocak sabahında sözcüklerimin sesiyle konuşuyorum.

12/01/2025