Bir sürgün ne yazabilirdi ki?


O durgun saatler... göl... ben... bir de uyanmaya çalışan güneş...

Yannis Ritsos'un Sürgün Günlükleri'ni okuyorum, sessizliğe karşı.

Limnos Adası'nın Kondopuli Kampı'ndan bir sürgünün kül rengi sesi yükseliyor.

Önce güneşi çalıyor gökten, sözcükleri...

Ve bir burukluk düşüyor göle...

Göl mahzunlaşıyor.

Yeni bir şey değildi elbette; çoktan öğrenmiştim, bu yaşıma kadar, insanın insana zulmünün de hayata dair olduğunu. Yine de, işte...

"Belki," diyorum, "Acı dindiğinde kendi sesimizi de duyarız."

Ve hatırlarız: Artık ne hataya ne de pişmanlığa zaman vardır.

Takvim yaprağı 1948 mi?.. 2026 mı?.. İznik'te bir sabah daha.

09/07/2026