Eski Mahallede Bir Öğleden Sonra


Döneli neredeyse iki hafta... Vakit buldukça anılarımı, fotoğraflarımı toparlamaya çalışıyorum.

Koyu yeşil kapaklı okul defterinin orta sayfalarından birine, “İznik Günlükleri, Temmuz 2026” yazmışım kocaman. Hemen altına, aceleyle alınmış notlar; yanımda getirdiğim kitaptan beni etkileyen birkaç Ritsos dizesi, taslaklar, kimi karalamalar...

Gördüğüm her şey bana geçen zamanı hatırlatsa da zamanı unutarak başıboş dolaşıyorum sur içindeki sokaklarda, zeytinliklerin rüzgârlı fısıltılarında. Roma Tiyatrosu... İstanbul Kapı, Yenişehir Kapı, Lefke Kapı ve eskiden gölden gelen ticaret teknelerini karşılayan Göl Kapı... Çiniciler Çarşısı, hamamlar, bazilika ve hâlâ ayakta kalmakta direnen zanaatkârların dükkânları...

Şehrin meydanı, eski mahalle; İznik Ayasofya’sını çevreleyen, geniş ve yayvan taçlı, büyük yapraklı çok yaşlı çınarların altına gelip orada oturuyor yaşlılar, öğle sonlarında. Dalların arasından vuran güneş yüzlerindeki çizgileri birer birer siliyor sanki. Oysa onlar, çoktan kanıksamış hem kendi yaşlılıklarını hem de bu göl şehrinin derin zamanını.

İkindileyin hava kapadı o gün. Sine sine yağan yağmurda yürüdüm bir süre. Islanmıştım. Ufuk soluyordu yavaşça. Eriyen renklerin sırrı mıydı, bilmiyorum. Göl, bir iç denizi andırıyordu.

Ertesi gün, gölü dağ sırtlarından seyreden köylerindeydim İznik’in. Elmalı’nın Çivisiz Camii, Elbeyli’nin Dikilitaşı... Belli belirsiz bir göl kokusu taşıyan derme çatma evler, boş sokaklar, ahşabı bel vermiş örtük pencereler...

Tepelere çizilmiş bir çocuk resim gibiydi bütün bu köyler.

Temmuz göğünde göl...

23/07/2026