Işığın Yorgunluğu


Santiago Rosiñol'ün bir cümlesi dönüp duruyor zihnimde:
“Gölgeler, ışığın yorgunluğudur.”
Gölgeler, ışığın gücünün tükendiği, artık yetmediği yerdir.
Işık ile zaman, görünürlük ile yitiş arasındaki ince gözerimi sanki... Tıpkı hatırlanamayan anılar, söylenememiş sözler, bitap düşmüş aşklar gibi – yorgun bir varoluş.
Zamanın çöktüğü yer.
Gerald Brenan, İspanyol Labirenti adlı kitabında iç savaş sırasında yaşanan bir olayı anlatır:
Bir adam bir tepenin başından Málaga'da yanmakta olan evlerden göğe yükselen alevleri, kopkoyu dumanı acıyla uzun uzun seyreder. Sonra yanındaki yaşlı anarşiste döner:
“Ne diyorsun buna? Málaga’yı yakıp yıkıyorlar.”
Yaşlı anarşist cevap verir:
“Yakıp yıkıyorlar. Bak sana söylüyorum; taş üstünde taş kalmayacak. Yok, tek bir bitki, tek bir lahana yetişmeyecek orada artık - dünyada kötülük denen şey kalmasın diye.”
1939’un baharında bitmişti bu savaş; ya kötülük?.. Ukrayna stepleri, Ortadoğu ve Afrika ve Latin Amerika ve...
Hasret;
hasat edilmemiş bahçemde,
sensiz olgunlaşan bir akasya ağacı şimdi.
Seni nedense bugün pek çok kez andım, baba.
İçimden taşan bu dizeleri bırakıyorum başucuna.

15/01/2026