Kaç Hüzün... Kaç Öykü...


İki gün önce sahafta bulabildiğim, Ahmet Cemal’in Yaşamdan Çevirdiklerim'ini  okuyorum. Hayli eskimiş, sararmış sayfaların arasında, Cemal’in kimi satırlarındaki duyuşları, benim şu sıralardaki hissedişlerimin kırık bir ayna parçasından yansımaları; ruhumun ezincinin sözcüklerde dile gelişi sanki.
“... belki şimdi hâlâ sana veda etmek, tanrılarının çoktan bırakıp gittikleri tapınaklarda ve solmuş mihraplar önünde, sahibini hiçbir zaman bulamayacak dualar etmekten farksız. Belki şimdi bir veda niyetine sana söylemek istediklerim...”
Günlerdir gözlerimi acıtan  yangılı renk, bir bahar günbatımının, büyüsünün bitmesini hiç istemeyeceğim gelincik kızılı ve  “insanlar birbirlerinin duası olabilseydi” keşke. 
Daha kaç hüzün var böyle yaşamdan çevireceğimiz, daha kaç öykü, geriye bir avuç yaşamak olarak kalabilen? Kaç vedasız gidiş?
Umut, bakir ve kaba bir yıkıntı şimdi gözerimimde, acımtırak gölgeler düşüyor üzerine.

24/01/2025