Narların Rengi


Dün geç saatlerdi, gökyüzündeki yıldızları seyrettim. Sanki onlara ilk kez bakıyormuş gibiydim, şaşkındım. Tanpınar’ın şiirinden geçiyordu gece.
  Ne içindeydim zamanın 
  Ne de büsbütün dışında.
Geçmişe karışmış her şey yaşanmak üzere geri dönüyordu bir bir.
 Annemin turuncu top küpelerini ölesiye kıskandığım o gün... Onun yüksek ökçeli şık pabuçlarını kimseler görmeden gizlice giyip, aynada kendimi seyrederken bileğimi incittiğim o an... Gözlerime geleceği resmeden çocuk hayallerim... Ve yaşadığım mutlak şimdi... Bunların hepsi, hatırlayışın sıcak dirimselliğiyle, yıldızların billurdan dünyasında, tek bir ânın içinde buluşmuştu. 
Düşünüyorum da, hayat hiçbir vakit karmaşık olmadı benim için.
Latincede derler ya: Quantum Satis - olması gerektiği kadar. Mutluluk için de çok şeye gerek yok; yani, olması gerektiği kadar.
Güldürdüğünde 
Güldüm 
Ağlattığında 
Ağladım
Yalın, eğretilemesiz bir anlatımla hayat buydu bana göre.
Belki bir gün oturup hayatın kendisine bir hayat hikâyesi yazarım.
Kızımı evlendirmeye hazırlandığım şu sıralar, bütün zamanlarımı ve birbirinin içine geçmiş bütün duygularımı bir arada yaşadığım bu düşsel geceye düştüğüm birkaç satırdı bunlar; suyun akışına bırakılmış nar taneleri gibi.

12/08/2025