*Étienne de la Boétie, Rönesans Fransası'nda yoğun dinsel ve siyasal gerilimler yaşanırken, insanın neden kendi elleriyle iktidara boyun eğdiğini sorgulamış ‘Gönüllü Kulluk Üzerine Söyleşiler’ kitabında, bin beş yüzlerde.
-Hiçbir tiran, halkın rızası olmadan uzun süre iktidarda kalamaz.
Çarpıcı bir cümleydi benim için.
*AGAPİ, Yunanca bir sözcük. Koşulsuz, çıkar gözetmeyen yüce sevgiymiş anlamı. Bir şiirde rastlamıştım belki AGAPİ ‘ye.
*Şems-i Tebrîzî’ye atfedilen;
‘Kimse kimseyi kaybetmez. Giden başkasını bulur; kalan kendini.’
Üzerinde ne çok düşünmüştüm; yaralayan bir kayıp ya da ayrılığın ardından, insanın, yalnızlığında kendini bulması mıydı kastedilen, bu sözle? Hayatın doğasında var olan dönüşümdü belki de?
*Liberté, libertà, liberty, libertad, libertade... Yani özgürlük...
Kocaman bir iç geçiriş, farklı dillerde evrensel bir arayışın çığlığı.
*Bazgiret köyü, Marioba şenlikleri, Lascaux ve Altamira mağaralarındaki çağlar öncesinin ilk duvar resmi örnekleri.
*Bir film; La tierra y la sombra -toprak ve gölge. Toprak, hayattır; gölge ise, ölüm ve çöküşün simgesidir. Kırsalda, şeker kamışı tarlalarında geçen bir öykünün şiirsel anlatımı, Kolombiya yapımı. 2015 yılında Altın Kamera ödülünü kazanmış.
*‘Ihlamur sürgünlerinde uç veriyor gün.’
Baharı hissettiğim sabahlardan birinde yazmış olmalıyım, bunu.
*Antik Yunan’ın büyük şairi Thebali Pindaros, ‘insan bir gölgenin düşüdür’ der.
Yaşamın kırılganlığını, gelip geçiciliğini duyuyorum bu dizenin derinliklerinde.
*’O sesin solgun renginde açıyor geçmiş günler
Buruk bir acının içinden geçiyorum, dinlerken.’
Böyle yazmışım bir sayfanın da son satırına. Bir şarkıydı, ama hangi şarkı, hatırlamıyorum.
Ve uzayıp gidiyor altlarına tarih atmadığım, zamana adanmış saman sarısı yapraklarda kimi alıntılar, gözlemlerim düşüncelerim, bir anlık hissedişlerim, günün birinde görmeye can attığım yerler...Her biri küçük bir limana demirlemiş tekne gibi ve her biri kendi öyküsünü kendi dünyasında yaşamaya devam ediyor yazıldıkları ânın hatırasıyla, zamana aldırmaksızın.