Yaşamı Derin Derin Soluyordu Göller


Sayısız fotoğraf çekmişim. Seçip ayırıyorum onları şimdi. 
Ve yeniden, bir ayinin kutsallığı ile yaşıyorum o anlarımı. Ne kadar büyüleyiciydi!
 
Hayal ötesi çıplak yalnızlıklarındaki dağlar arasında, üzerlerinde duran zamanın başlangıcından beri mavi, yeşil ışıldayan göller, eskinin işli, bezekli aynaları gibi.
 
Ardıçlar, dağ meşeleriydi belki, yabani meyveler, gelincikler, morumsu mavi unutmabeniler. Küçük düzlüklerde tek tük çadırlar.
 
Ne bildiğim rüzgârlardı, ne de ezberimdeki kokular.
Göllerin sessizliği neleri gizliyordu derinliklerinin ıssızlığında? Kim bilebilirdi?
Kuşların göç yollarında akıp giderken  gördüğüm, dokunduğum her şey içimde öyle bir  olgunlaşıyordu ki.
 
Elitis’ten birkaç dize mırıldandım. Araf’ta bir arınmaydı bu.
 
“...Işıdı bir çiy taneciğinde,
Sabah vakti, o dağın eteğinde. 
Şimdi bir gölge uzanıyor sanki bir tanrının iç çekişinden.
Göğün kırıntılarını paylaşıyor yükseklerde yırtıcı kuşlar.”
 
Göllerin soluğuna karışmıştı soluğum.

15/06/2024