Günlüğümde Bir Gezginin Öğle Vakti


Öğle vakti, incecik bir yağmurla ıslanıyor Divriği. Evlerin, dükkânların, dışarıya taşmış rengârenk tezgâhların arasında dolaşıyorum hesapsız kitapsız. Hava bir açıyor bir kapıyor.
Bir an duralayıp, önümde uzanan daracık sokağı seyrediyorum; karşıdaki dağlar sokağın sonundaki  minarenin hemen yanı başında yükseliyor sanki. Ne tuhaf!
O garip göz yanılmasından sıyrılınca, yağmura aldırmadan eğlenen çocukların ışık saçan neşesi çeliyor beni. 
Ahmet, Savaş, Baran... 
Yaklaşıyorum. Sıcacıklar. Saf bir sevecenlikle sarmalanıyorum onlarla. Pamuk şeker bir muhabbet...
 
Nihayetinde:
-Çocuklar şimdi gitmeliyim. Bu ânın bir hatırası olsun ister misiniz?
-Eveet...
Sokak çınlıyor bu coşkulu evet ile.
 
Çocukluk, insanı sevmekle başlayan bir oyun olmalı.
 
Ayrılıyorum yanlarından. Uzun uzun el sallıyoruz birbirimize ben köşeyi dönene kadar. 
Ortalığı, kapkara bulutları aldatırcasına aydınlatan seslerin, yüzlerin, gülüşlerin bahar izleri kalıyor Divriği’de.
Başka  başka sokaklarda yürüyorum sonra. Yürürken düşünüyorum: Hani, öpünce geçer denince avunduğumuz  o saf dünyayı geri getirebilir miydi bütün bunlar? 
 
Sivas Divriği, 05 mayıs 2024

06/05/2024