Yürürken Yazdım Hep, Akşamları Dağı Dinledim
Yürürken Yazdım Hep, Akşamları Dağı Dinledim
Calvino bir denemesinde;
“Hepimiz öğrenmişizdir: Yeni Dünya'yı keşfetmek oldukça güç bir girişimdi. Ama bir kez Yeni Dünya'yı keşfettikten sonra, daha da güç olanı, onu görmek, yeni, yepyeni olduğunu, farklı olduğunu anlamaktı.” Der.
Kısa otların arasından uç vermiş taşların üzerinde kaleye doğru tırmanırken Calvino’nun bu satırları geçiyordu aklımdan.
Kadim zamanları keşfediyoruz. Bizim için yeni değiller mi?
Bin yılların yaşamı ile aramda kurduğum içsel bağ. Gezmek, tanımak, sırlarına ortak olabilmek istiyordum.
Mezar odaları, yazıtları, burçları... Van Kalesi’nin zamansızlığı karşısında küçücük bir imge gibi görüyorum kendimi. Ama başımı çevirip ilerilere baktığımda, gün batımında yüzen sakin göl sonsuz evrenin bir parçası olduğumu hatırlatıyor bana.
Güneş, ağa takılmış balık; dalıp dalıp çıkıyor yağmur bulutlarına. Işıklar, gölgeler yer değiştiriyor. Her adımımda başka bir resim. Başka duygular, bambaşka hissedişler. Kalenin çehresi değişiyor anbean. Yine de hep aynı gizem.
Avluya bakan duvarlardan birindeki nişte iki güvercin; koyulaşan saatlerde bir kabartma sanki.
Ağır ağır geri dönüyorum. Aşağıda kalenin eteklerinde, büyük akasya ağaçlarının altında renklerin çılgınlığı. Istar tezgâhlarda dokunmuş kilimlerin düğümlerine, çözgülerine, atkıları, ilmiklerine işlenmiş bir geçmişin rengârenk izleri.
Yağmur sonrası akşamı. Lambaların soluk aydınlığında parıldayan sokaklar. Kenarlarda gelincik açmış kızıl düzlükler. İğde kokuyor bir yerlerde. Köpek havlamaları.
Amaçsızca yürümeye ihtiyacım var.
Şehirleri, hızla dönüşen, hatıralarını kaybeden büyük şehirleri düşünüyorum. Şişedeki gemiler gibi ufuksuz şehirleri.
Yarın, yılankavi yollar, dağ sıraları, birbirini izleyen uğrak yerleri, yeni bir varış. Yeni bir yolculuk.
Böylece akıp gidiyorum zamanların en yakın yerinde bin dizelik bir şiirle.
21/06/2024