Ay Zamanı Masalı


Ay bir kum zambağının yapraklarının arasından doğar o gece.
Gök bir zaman sonra bir ucundan bulutlanmaya başlar. Boz dağ yamaçları gibi üst üste  birikirler silik bir karaltıya dönüşen ufukta.
 
Birbiri ardından kaybolur yıldızlar sonra. Yıldızsız göğün altında mavilik iyiden iyiye koyulaşır, soğur.
Kararan suların derinliğinde yakamozların belli belirsiz pırıltılarından başka bir şey seçilemez olur.
 
Kadın küpeştenin üzerinden aşırıp denize salar kürekleri. Arkalarında zayıf bir huzme bırakarak batarlar. Bu usulcacık batışın suyun yüzüne çizdiği hafif halkalardan başka bir şey görünmez.
Yalnızca uysal dalgacıklar çarpar ellerine kadının.
 
Vakit hayli ilerlemiş, ay yükseleli çok olmuştur. Herkes uyumuştur. Tüm varlıklar...
Ay, ay’ı doğuran kum zambağı, mercan taşları, deniz kabukları, az önce alçaktan uçan çalı bülbülü, yosun kokusu...Uyumuşlardır. Uyuyan rüzgârla deniz de uyumuştur artık.
 
Gece bir başındadır şimdi. Kıpırtısız denize bakarak yalnızlığını bir kez daha hisseder.
Gece üşür. Ürperir çöl kuraklığını andıran ıssızlığında.
 
Kadın öyle  üzülür ki onun yalnızlığına! Sımsıkı sarılır geceye. Ona kum zambağının yaprakları arasından doğan ayın masalını anlatır.
Gece bir masalın içinden geçer.

08/05/2024