Fırtınalı denizlerde başkalarının çabalayışını kıyıdan seyretmek hoş bir şeydir;
onların sıkıntısından zevk duyduğumuz için değil,
hangi kötülüklerden uzak olduğumuzu görmek hoş olduğu için.
Lucretius, De Rerum Natura
İlkin bir acımasızlık sezeriz, iki bin yılın içinden yankılanan bu dizelerde. Sanki Lucretius başkalarının felaketini seyretmekten haz duyuyormuş gibidir.
Sonra anlarız.
Kıyı onun için bilgeliktir. Fırtınalı deniz ise tutkuların, hırsların kaygıların ve korkuların evidir. Belki de kıyı, insanın kendine dışarıdan bakabildiği bir eşiktir. Kimileri o dalgalarla savrulurken, kıyıdaki bilge kişi sakindir – dalgalardan uzakta.
Yüzyıllar geçiyor; ama insanların hayata bakışları, ona tutunuşları pek değişmiyor. Ve Lucretius ‘un “huzur” dediği derin hissediş, çoğu zaman sandığımız gibi sahip olduklarımızda değil; başımıza gelmemiş felaketlerin, yaşamadığımız acıların, içinde yitip gitmediğimiz girdapların ayırdına varabilmekte saklı, sanırım.
Lucretius ‘un kıyısından – Ankara, Mayıs 2026