Lungomare’den Altomare’ye


Hayatın Mecazları – ya da hayatı mecazlarla yaşamak üzerine...

Gerçekle hayâl, varlıkla yokluk, yaşamla ölüm arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor bazen.

“I would prefer not to.” / Yapmamayı tercih ederim.

Bir reddedişin, bir direnişin; nihayet insanın kendisi olarak kalma iradesinin sessiz simgesi Kâtip Bartleby'nin o silik ama sarsıcı isyanı...

Ve zaman zaman içimde bir Bartleby buluyorum. Yapmamayı tercih ediyorum.

Oysa yaşam, bir duanın içe dokunan son hükmü gibi.

Vicdana dair o küçük ve kutlu ışık – nadir bir şey artık; belki de eşsiz.

Şiir ve hatıra, insanı zamanın dışına çıkarabilir mi?

Seziyorum: bir yüzden, bir sesten, bir sözden, bir iç çekişten şiir süzebildiğim sürece hikâyem devam edecek.

Lungomare’den altomare’ye – kıyıdan açık denizlere...

Bildik kıyılardan; yön duygusunun cılızlaştığı, suların koyulaştığı tekinsiz açıklara savrulmak... Tanıdıkların gitgide küçülmesi. Kendimize bile yabancılaşmamız.

Bir kitabın beni uzun uzun düşündüren adı:

“Geleceğin Kadim Bir Kalbi Var.”

Sahiden de öyle.

İlk yaz bulutlarının gölgeleri geçiyor bahçenin üzerinden; güvercinler peşlerinde.

2026, 05 Haziran –

 

05/06/2026