Avlusu bahçeye açılan eski evlerden biriydi. İlkyazın muhtelif saatlerinde, çitin dibindeki leylağın mor buğusuna süzülürdü ışık; toprak, çiçeklerinin gölgesinde harelenirdi. Çocukluğumun hayâl ağacıydı bu leylak. Altında, dünya bana öyle uysal, öylesine barışçı görünürdü ki!..
Hindistan’ın bazı eski el yazması kitaplarında, evrenin her bir insanda vücut bulmuş bir Tanrı düşünden ibaret olduğu yazar. Her bir çocuk, diye düzeltiyorum zihnimde bu kadim cümleyi; çocuğun masumiyetinin özünde olmalı Tanrı.
Tan ağarıyor denizin dinginliğinde şimdi ve ben uzun uzun düşünüyorum: Ömür, çoğaltabilir miydi masumiyetin yankısını; masumiyet, o yankıyla ölümsüzleşebilir miydi?
Ne var ki insan, çöllerin kahramanı... Dünyayı bir çöl kadar ıssızlaştırmayı nasıl da başarıyor.
Temmuz 2026 –