On üç Mayısın Ardından Alice Munro'ya


*“...Taşmış derelerin toprak üzerinde ışıldayan su tabakaları oradaydı, kırmızı tomurcuklu ağaçların altındaki zambak tarlaları oradaydı. Çit kenarlarında, daha dallarında tek yaprak yokken narin tomurcuklar açan yaban kirazları da.
Kiraz çiçekleri bana Miriam McAlpin'in tarlasındaki ağaçları düşündürürdü. Çiçek açtıklarında bakmak istiyordum onlara. O dalların altına girmek, başımı ağacın gövdesine yaslayıp yere uzanmak ve sanki başımdan çıkarmış gibi yükselişini, yükselip tepetaklak bir çiçek denizinde kayboluşunu görmek istiyordum. Ayrıca aradan gökyüzü görünüyor mu diye de bakmak istiyordum. Pofuduk beyaz denizin üzerindeki parlak mavilikleri görmek istiyordum...”
 
&&
 
Bir vakitler altını çizerek okuduğum andaki mutluluktan çok farklı, buruk bir mutluluk uyandırıyor içimde şimdi Munro’nun yukarıdaki hayat dolu satırları.
 
Ölüm, akşam göğünün yansıdığı durgun bir göl; ve o gölün kıyısında artık Munro.
 
Gerçeklerle kurgunun sarmalında, güçlü duygularıyla yazan güçlü bir kadının kaleminin susuşunu kabullenmek inançlı büyük bir uysallık gerektiriyor.
Düşünüyorum; ölüm ve sonsuzluk: Bu iki sözcüğün anlamları arasında bocalıyorum bir kez daha. Aslında Munro’lar için ölüm, sonsuzluk olmalı, bıraktıkları eserleriyle ebedi bir varoluş.
 
(*) Alice Munro’nun Castel Rock Manzarası kitabından alıntı

17/05/2024