Özlemeyi Unutacağız
Her şey gibi sıradanlaşıyor kendi renkleri ve kokularıyla beni her seferinde bambaşka dünyalarda yolculuklara çıkaran mevsimler. Kendilerine özgülüklerini, kendi sihirli güzelliklerini kaybediyorlar git git. Hangisi sahici? Kış mı, ilkyaz mı? Hangisi yanıltıyor beni? Çileğin çekingen kırmızısı üşüyor bu yalancı baharda.
Yılkıya bırakılmış atlar gibi mevsimler, eski zamanların hayalinde açacaklar tomurcuklarını artık. Usul usul biriktirecekler sözsüz hikâyelerini geçmişin eğik güz yağmurlarında, soluk donduran ayazlarında, pembe beyaz gülüşlü badem çiçeklerinde, ay zamanı masallarının yaz gecelerinde.
Oysa, daha çok küçükken öğrenmiştim mevsimleri yaşamayı. Silinebilirler miydi zamandan? Siliniyorlar yavaşça. Belki de sezemediğim bir hızla siliniyorlar.
Yine de, aylar birbirini delice kovalarken hep bir şeyler çağrıştırıyorlar, ama hep yarım kalmış bir şeyler.
Kırlangıçları düşünüyorum bir yandan. Göç yollarını bulabilirler mi ki? Aşkın umuduna yaslanıp beklediğim haziran gelinciği, bir müjde gibi gagalarının ucunda mıdır hâlâ?
Zamanını şaşırmış, baharı andıran bir zemheri günü; 26 Ocak 2025’ in öğle sonrasında aklımdan geçenler canımı acıtıyor. Özlemeyi unutmaktan korkuyorum.
27/01/2025