Üç Sözcük
Bu hafta sonumun kenar boşluklarında kıyısız sözcükler vardı. Aşk. Şiir. Bilgelik.
Sayfaları hayli sararmış eski kitabı yeniden okurken Edgar Morin’ le birlikte düşünüyorum.
İlk okuyuşumdan bu yana aradan geçen onca zamandan sonra, bu üç büyülü sözcüğün bende uyandırdıkları karışık duyguları, günlük hayatın hakikatleri içinde imbikten süzüp damıtıyor, anlamlarının özüne şimdiki “ben” ile tekrar ulaşmaya çalışıyorum.
Ama, doğada kendiliğinden filiz süren çiçek soğanları gibi, yaşamlarımızda da kendiliğinden var olan aşk, şiir, bilgelik; belki de, bize ifade ettiklerinden daha fazlasını anlamak yerine, onları, ruhlarındaki gizle hissedebilmemiz, yaşayabilmemiz daha güzel.
Bu kıyısız sözcüklerin bir bütüne doğru tamamlanamayan yolculuklar olduklarını hayal etmişimdir daima. Yine de, yokluklarının takviminde nasıl geçerdi bir ömür?
&&&
İşte, Filozof Moren’in kitaptan birkaç cümlesi:
*Aşk hem sözden önce gelir, hem sözden ileri gelir.
*Aşk toplumsal düzene itaat etmez: Engelleri görmezden gelir, onlara çarparak dağılır ya da onları dağıtır.
*Aşktaki bağlanma meselesi çoğu zaman trajiktir, zira bağlanma çoğu zaman arzunun aleyhine derinleşir.
*Aşk çok güzel bir mitostur. Elbette başıboşluk ve belirsizliğe de mahkûmdur: “Bu ben miyim? O bu mu? Bu biz miyiz?”
*Aşk bize ötekinin hakikatini keşfettirir.
*Şiir hali, bizi çılgınlık ve bilgeliğin içinden geçirerek çılgınlığın ve bilgeliğin ötesine taşır.
*Bilgeliğe gerek duyarız; o da bizden ihtiyat, itidal, had bilme uzak durma, vazgeçme ister.
08/07/2024