Unutulanlar Sayfanın Arka Yüzünde


Unutulanlar Sayfanın Arka Yüzünde
Ne çok şey öğreniliyor!
Bir kır çiçeğinin henüz daha açmamışken yeşil, sert bir kabuğun içinde olduğunu, sonra günün birinde, birbirlerinin üzerine kapanmış, tül kadar ince, naif yapraklarının bu sert kabuğu çatlatıp, renklerine açtıklarını;
Yaşın değil, kuşların baş döndürücü hızlarıyla gözden kayboluşları gibi kaybolan zamanın ve o zamanın tek bir ânını bile olsa, derinliğini, yoğunluğunu duyarak yaşayabilmenin önemli olduğunu;
Alçacık pencerelerin dibindeki meyve bahçesinin tuğla duvarına tebeşirle çiziktirilmiş “seni seviyorum .....” cümlesini okurken kelimelerin yazının ruhuna ait olduğunu;
Kara Ceviz’in güzün ilk yaprak döken ağaçlardan olduğunu öğrenişim gibi.
Büyüdükten sonra dünyayı kendi gözlerimle görebilmeyi;
Tamamlanmamış hayatların hüznünü;
Yolunu kaybetmişlik duygusu içinde bocalarken yeni bir hayatın yolunda yürüyebilmeyi;
Hemen yanı başımda konuştuğunda ölümle tanışmayı;
Bir şeye sahip olabilmek için belki başka bir şeyden vazgeçmek gerektiğini;
Bazen, gülen bir yüzün ardında sızlayan derin yaranın acısını hissedebilmeyi;
Küçücük bir ayna parçasındaki yansımaların bütün bir ömrün izlerini taşıyabileceğini öğrenişim gibi.
Dingin bir nehrin yatağındaki taşlarla, koyu kış mavisinin içinde parlayan yıldızlarla konuşmayı;
Ve, çok eskilerde kalmış incinmişliklerimin gölgelerini silip, unutabilmeyi öğrenişim gibi.
Ne çok şey öğreniliyor! Ne çok şey unutuluyor!
Öğrendiklerim ve unuttuklarım içimde bir araya geliyorlar. 
Sakla onları kalbim.
Fotoğraflar,  9 Ekim çarşamba 2024 Ankara. Saraçoğlu Mahallesi’nde akşam oluyordu.

09/10/2024