Yaşamın Her Mevsiminde
Zamanlar, mekânlar, düş ile gerçek, gerçeklik ile imgeler, görülenler, okunanlar arasında, zihnimizin kesintisiz gel gitleridir düşüncelerimiz.
Berger'in, “görme de, organik hayat da ışığa dayalıdır; görünümler bu karşılıklılığın yüzleridir” cümlesiyle bambaşka bir yere savrulmuştum. Başımı sayfadan kaldırdım. Uzaklaşmıştım kitaptan. Kendimi dinliyordum:
Berger'e göre, nasıl görünümler ışığa dayalı organik hayat ve görmenin karşılıklılığının yüzleriyse, duyguların ve düşüncelerin insanın doğasından kaynaklandığını; birbirlerinin içinde, birbirlerini besleyerek var olageldiklerini; davranışlarımızın da bu bütünlüğün dışa vurulmuş birer ifade şekli olduğunu geçirdim içimden. Duygularımızın, düşüncelerimizin yüzleriydi davranışlarımız.
Düşünmek, soyut bir resmin -mesela Picasso ‘nun Guernica’sı- renklerinde, çizgilerinde gizli derin anlamı keşfedebilmek için, o resmin dünyasında uzun uzadıya dolaşmak gibi bir şey.
Gizilgüç zihnimizin sessiz, sakin ve sahici bir eylemi “düşünmek”. Bir yolculuk belki; düşünme yolculuğu.
Işık ve onun gücü... Ve, yeryüzünü biçimlendiren düşüncelerimiz...
Bıraktığım yerden yeniden kitaba dönerken, alçak güz güneşi ağaçların tepelerinden süzülüp, biraz ilerideki havuza yansıyor, solgun ışığıyla ağaçların resmini çiziyordu ürperen suya. Havuza asılan bu henüz kurumamış suluboya resmin, sivri kemeriyle bir mihraba benzediğini düşündüm.
Fotoğraflar, sanatçı genç bir dostumun, ruhunun inceliklerini yansıtan okuma ve kahve keyfi mekanından.
29/10/2024